Teknolojinin Esiri: Zayıflayan İnsan Belleği

İnsanlığın var olmasından bu yana en temel ihtiyaçlarından bir tanesi iletişim olmuştur. İnsan doğası gereği çevresiyle etkileşimde bulunmaktadır. En eski atalarımızdan bu yana iletişim olgusu da değişmiş ve gelişmiştir. Peki değişim her zaman iyi midir? Bu yazıda, teknolojinin bulunmasının ve gelişmesinin insan belleği üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerinden bahsedeceğim.

Eskilerden bugüne insanlar birbirleriyle kurdukları iletişim, ihtiyaçlarının da değişmesiyle paralel doğrultuda gelişim göstermiştir. Eski atalarımızın mağara duvarlarına çizdikleri resimlerden günümüze kadar bir çok iletişim aracı kullanılmıştır. Bu araçların gelişmesiyle birlikte maalesef zihinlerimizin sınırları daha da daralmıştır.

https://l24.im/vVXjYk

Günümüz insanının belleğiyle eski insanların bellekleri arasında çok büyük bir fark vardır. Tarihsel süreç içerisinde, yazının icadıyla birlikte insan zihni özgürleşmiştir. Özgürleşmekten kastım, insanların günlük yaşam pratiklerini ezberlemek yerine bilinmeyeni araştırmaya yönlendirmiştir. İnsanlar artık hayatta kalmak için bir şeyleri ezberleyerek nesilden nesile aktarmak zorunda değildir çünkü yazı bu görevi üstlenecektir. İşte asıl değinmek istediğim nokta tam olarak burada başlamakta. Araçların bizim yerimize bilgiyi saklama ve koruma işlevi insan belleğini zayıflatan en büyük etkendir. Zaman içerisinde iletişim araçları geliştikçe insan belleği gerilemiştir. Bugün kendi belleğimize baktığımızda her şeyi daha kolay anlayabiliriz aslında. Bizim yerimize bilgiyi depolayan cep telefonlarımız var bu yüzden hiçbir şeyi ezberleme gereği duymuyoruz. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte öğrenme biçimlerimiz de değişmiştir. Artık bilgiyi öğrenmek için başvurduğumuz ilk kaynak maalesef kitaplar değildir. İşimizi daha kolay ve bizi yormayan bir yöntemle yani internetle hallediyoruz. İnternette bile çoğu zaman yazıları okumak yerine görsellerden sonuçlara varıyoruz. Okumanın değil görmenin devri başlıyor.

Günümüzde birçok iletiye maruz kalıyoruz. Bu iletilerin çoğunu doğru bir şekilde analiz bile edemiyoruz. Zihnimiz, bilgiyi sürekli tüketiyor bu tüketim içerisinde bilginin kalıcı olması maalesef mümkün değildir.

Teknolojinin gelişmesinin bir diğer önemli sonucu bilginin evrenselleşmesidir. Bilgi artık daha kolay ve hızlı bir şekilde yayılmaktadır. Bu durumun olumsuz bazı yönleri bulunmaktadır. Örneğin günümüzde sosyal medya aracılığıyla anlık olarak birçok bilgi yayılmaktadır fakat hız bilginin doğruluğunu düşürmüştür. Daha önce de bahsettiğim gibi insanların artık yazıları sonuna kadar okumaması, farklı kaynaklardan araştırmaması yanlış bilginin yayılmasını daha da olanaklı hale getirmiştir. İnsan zihninin tembelleştiğinin bir diğer kanıtıdır bu da.

Teknolojinin gelişmesi insanlara çok büyük yarar sağlamıştır, ama aynı zamanda insanlıktan çok şey de götürmüştür. Günümüz insanları genellikle konular hakkında tam fikirlere sahip değillerdir bir yerlerde hep soru işareti bulunmaktadır. İnternet ortamında bilinçsizce araştırılan, bilimsel olmayan kaynaklardan yararlanan insan sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. İnsanların bilgilendirilmesi iyi bir şeydir fakat yanlış bilgilendirilmesi tehlikelidir; çünkü yanlış bilgi toplumsal yaşam içerisinde bir krize yol açabilir. Her zaman bu kadar ciddi sonuçlar doğurmasa bile yanlış bilginin yayılması doğru bilginin gölgede kalmasına neden olacaktır.

Bu konuyu seçmemin bir nedeni vardı. Bizler iletişimciler olarak bu sorunları ortadan kaldıramasak bile gerekli önlemleri alabiliriz. Önemli olan bizlerin bu sorunların farkında olmamız ve farkındalığı oluşturabilmemiz. Araştırmaktan, hayatı sorgulayarak yaşamaktan vazgeçmememiz gerekiyor. Çünkü yaşam iletişimle var olmaktadır bizler ise bu iletişimi doğru bir şekilde anlayabilecek ve anlatabilecek yegâne kişileriz. Bir yerde okumuştum “İletişim Sanattır” diyordu bu sanatın ürünlerini ancak biz genç iletişimciler verebiliriz. Yazımı Le Guin’den bir alıntı yaparak sonlandırıyorum.

“Biz büyük bir güç değiliz. Gelgelelim biz ışığız. Kimse bizi söndüremez. Hepiniz daima ışıl ışıl parıldayın; bugün ve her zaman.”

Yazar: Ulaş ÇOK – İletişim Bilimleri Bölümü

Kaynak:

Crowley, David & Heyer, Paul (2019). İletişim Tarihi: Teknoloji, Kültür, Toplum. Çev. Berkay Ersöz, 5. Baskı, Ankara: Siyasal Kitabevi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: